Ana Menü
Ana Sayfa Tüm Haberler Videolar Galeri
Kategoriler
Spor HOT Teknoloji Ekonomi Sağlık Dünya Bilim Politika Magazin Sinema Oyun Moda Otomotiv Yaşam Seyahat Yemek Kripto
Tüm Kategoriler
Son Dakika Galeri Yaşam
Haber Ara
Aramak için Enter'a basın
Son Dakika
Tümü
Mars'ta Su Bulundu: NASA Tarihi Keşfini Açıkladı Galatasaray Şampiyonlar Ligi'nde Tarihi Zafer TOGG T10F Avrupa Yollarında: Test Sürüşü Sonuçları Bitcoin 120.000 Doları Test Etti: Kripto Piyasasında Hareketlilik
Popüler Aramalar
Spor Teknoloji Ekonomi Sağlık Dünya Kripto
Hesabım

Hesabına Giriş Yap

Yorumlar, favoriler ve kişisel içerikler
için üye olman yeterli.

Devrimden sonra bir gösteri

Tembellik Hakkı manifestosunu yazan Paul Lafargue, diğer yerleri bilmiyorum ama bizim memlekette “Karl Max’ın damadı” diye bilinir. Evlilikle kurulan akrabalık ilişkilerinin her birine ayrı isim bulmuş bir kültürde bu da normal sayılabilir. Belki de bu nedenle “dost –akraba” veya “ahbap- çavuş” kapitalizmi tanımları da bize özgü olabilir.  Neyse, gelelim devrimlerin sadece tatlı bir ihtimal olmayı

5 gün önce
70.9K
4 dk okuma
Devrimden sonra bir gösteri

Tembellik Hakkı manifestosunu yazan Paul Lafargue, diğer yerleri bilmiyorum ama bizim memlekette “Karl Max’ın damadı” diye bilinir. Evlilikle kurulan akrabalık ilişkilerinin her birine ayrı isim bulmuş bir kültürde bu da normal sayılabilir. Belki de bu nedenle “dost –akraba” veya “ahbap- çavuş” kapitalizmi tanımları da bize özgü olabilir. 


Neyse, gelelim devrimlerin sadece tatlı bir ihtimal olmayıp satranç hamlesi gibi planlanabildiği dönemde yazmış olan Paul Lafargue üstadı anımsama nedenine. Kendisine “devrimden sonra bunca siyasetçi ne olacak?” diye sorulduğunda verdiği yanıt aklıma geldi. Mealen demiş ki siyaset, metin yazarlarının, danışmanların, gazetelerin, fotoğrafların kurduğu bir gösteri olarak yapılıyor. Siyasetçiler de aslında gösteriyi icra ediyor. Dolayısıyla devrimden sonra esas faaliyetleri devam edebilir, gösteri alanında çalışabilirler pek tabii. 


Benim de aklıma her niyeyse böyle bir gösteri ihtimali düştü. Tümüyle kurgusal bir gösteri metni yazmaya niyetlendim. Zihnimde uçuşmaya başladı. Sahnede bir sandalye, yanında bir sehpa var. Sehpanın üstünde birkaç mendil ve bir şişe su ile bardak var. İzleyiciler alaca karanlıkta oturuyor. Sahneye ilerlemiş yaşına karşın küçük ama atik adımlarla bir erkek giriyor. İzleyicilerin bir kısmı zayıf bir alkışla karşılıyor, gerisi işin niteliğini beklemeye karar veriyor. 


Gösterici birey biraz genzini temizledikten sonra başlıyor anlatmaya. 


“İçinizde hatırlayanlar var mıdır emin değilim, ben bir zamanlar epey büyük bir partinin lideriydim. Tabii şu halime bakınca pek belli olmayabilir. Işık az olduğu için tam göremiyorum. İnanmıyor musunuz? E girin internete bakın. Vallaha çok önemli biriydim!”


(Kitle hafifçe güler)


“Neyse günlerden bir gün bizim arkadaşlardan birine bir haksızlık yapıldı. Gerçi o zamanlar hemen herkese türlü çeşit haksızlıklar yapılıyordu, ama ben buna kafayı takmıştım. Şu anda neden buna o kadar kafayı taktım, onu da tam hatırlamıyorum. O kadar önemli değil miydi acaba? Bak bu ilginç gerçekten!”


(Kitle biraz daha kuvvetli güler, bir iki kişi alkışlar)   


“Bu haksızlık karşısında ne yapsak acaba diye arkadaşlarımla birlikte oturduk, düşündük. Biri dedi ki ‘basın açıklaması yapalım’. Diğerleri yüzlerini ekşitti hemen. Bir diğeri ‘Çok etkili, halkın katılımıyla yapalım açıklamayı’ diye önerdi. İçinde halk geçince biraz heyecanlandık tabii. Bana da cazip geldi. O arada biri ‘Efendim Ankara’dan İstanbul’a yürüyeceğim deyin’ fikrini ortaya attı. İlk anda kulağa hoş gelse de ben duyar duymaz gerildim tabii. Sonuçta ben o zaman da yaşlıydım. Üstelik çok uzun zamandır kendime çay koymuşluğum yoktu. ‘Ben nasıl yürürüm o kadar yolu?’, diye sordum. Hemen atılıp ‘Efendim yürümeyeceksiniz tabii. Meydanda bir iki fotoğraf, yürürken bir iki video, sonrası otobüsle gidilir’ dediler. Ben de rahatladım.”


(Kitle eğlenmeye başlamıştı, yüzler gülüyordu.)


“Açıklama günü arabayla beni meydana götürdüler, elime döviz verdiler”


(Kitle devrimden sonra ihtiyaç kalmadığı için “dövizi” yabancı para zannedip iyice coşunca gösteriyi yapan düzeltme ihtiyacı duydu)


“O zamanlar eylem yapanların sloganlarını yazdıkları kartonlara ‘döviz’ deniliyordu, yanlış anlama olmasın gençler! Avucuma para sıkıştırıp meydana salacak halleri yoktu sonuçta. Önemli biriydim dedim ya! Önemliydim gerçekten. Neyse efendim, meydanda bir kalabalık vardı. Gelmek zorunda oldukları için gelenlerdir, biraz yürürüz biter, gider diye düşündüm. Ben başladım yürümeye. Fotoğraflar, videolar çekildi. Biraz daha yürüyeyim, dedim. Bir ara dönüp arkama baktım. Meydandaki kalabalık artmış, peşimden geliyor iyi mi!”  


(Kitleden kimileri ellerini dizlerine vurarak gülüyordu.) 


“Bizde eskiden anlatılan bir fıkra vardı, hatırlayanınız vardır belki. Hani önde giden döner bir bakar, arkasında kimse kalmamış. O da der ki ‘bizim filler sıkıldı’. Ben de buna güvenmiştim. Nasıl olsa gelmezler, dedim. Ben yürüyorum, arkamdaki kalabalık artıyor! Böyle böyle derken ilk günü bitirdik. Bana bu akılları verenleri arıyorum, ortalıktan kaybolmuşlar tabii. Bir yerlerden bir araba buldular da canımı zor attım içine. Güneşten yanmışım, ayaklarım su toplamış, elime tutuşturduklarını havada tutacağım diye kolum tutulmuş… Bitmişim, tükenmişim. Nasıl uyudum bilmiyorum. Sabaha doğru biri geldi, uyandırdı beni. Adamı kesecektim, ama kolum kalkmıyor.”


(Kitlenin gözlerinden yaşlar gelmiş, durmadan gülüyordu.)


“Beni üç kişi ayağa kaldırdı, bir doktor geldi, bir şeyler yaptı, kendimi biraz daha iyi hissettim. Arabadan dışarı bir çıktım ki ne göreyim! Sanki köyler kasabalar boşalmış da arabanın etrafına toplanmış. Öyle bir kalabalık. Tabii beni bu işe bulaştıranlar da biraz da işi derleyip toplamışlar. Ben iki lokma bir şey yedim ve başladım yürümeye. Neyse uzatmayalım. Beni, böyle arkamdan kovalaya kovalaya ta İstanbul’a kadar yürüttüler. O yaşımda ne deri kaldı ne tırnak. Bir acıyan çıkmadı. Birazını da arabayla gidiversin demediler. Her yeni gelen koluma girip fotoğraf çektiriyor. Ben de çaresiz gülümser gibi yapıyorum. Ayağım ayrı ağrıyor, belim kopmuş bağırıyor, yüzümde yanmadık yer kalmamış… Bütün organlarım ‘bizi bir sal artık’ diyor yani. Ama yürüyenler durmuyor çoğala çoğala geliyorlar. Bir gece ayaklarımı tavana dikmiş yatarken yanımdakine sordum. Ben ne için yürüyordum?” 


(Gösteri bitti. Kitle çılgınlar gibi alkışladı.)     


(ÖE/NÖ)

Etiketler: Politika
İlgili Haberler
Dünya Kupası başlamadan skandallara sahne oldu... ABD'nin uygulamalarına büyük tepki!
Politika
Dünya Kupası başlamadan skandallara sahne oldu... ABD'nin uygulamalarına büyük tepki!
15 saat önce
Güçlü saçların formülü: Saç uzamasını destekleyen en etkili takviyeler hangileri?
Politika
Güçlü saçların formülü: Saç uzamasını destekleyen en etkili takviyeler hangileri?
16 saat önce
DSA’nın Ankara Barosu Genel Kurulu'nda aday göstereceği isim belli oldu
Politika
DSA’nın Ankara Barosu Genel Kurulu'nda aday göstereceği isim belli oldu
16 saat önce
ÇYDD'den Fatoş Pınar Türker’e işkence açıklaması: “İnsan onuru her koşulda korunmalıdır”
Politika
ÇYDD'den Fatoş Pınar Türker’e işkence açıklaması: “İnsan onuru her koşulda korunmalıdır”
16 saat önce
Pendik'te iş yerinde başına ateş eden kişi yaşamını yitirdi
Politika
Pendik'te iş yerinde başına ateş eden kişi yaşamını yitirdi
16 saat önce
Beşiktaş GAİN, Basketbol Süper Ligi'nde finale çıktı: Fenerbahçe Beko ile karşılaşacak!
Politika
Beşiktaş GAİN, Basketbol Süper Ligi'nde finale çıktı: Fenerbahçe Beko ile karşılaşacak!
17 saat önce

Yorumlar 0

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!

Haberlere Abone Olun

Günlük derlenen en önemli haberler doğrudan e-postanıza gelsin!